24 Ağustos 2011

Sari Kart

Bizim Ece geçen günkü karşılıklı didişmemiz sonrasında fazla heyecanlanmış olacak ki annesini tüm gece uyutmamış. Bensiz geçirdikleri gece problemsiz geçince kabak bizim başımıza patladı. Neymiş efendim gece uyumadan hemen önce Ece ile çok haşır neşir olmayacakmışız. Hadi canım diyorum...

23 Ağustos 2011

İlk Gece Nöbetimiz

Ece karnımda büyüdükçe herkes gece uykularımın ne durumda olduğunu sormaya başlamıştı. Ve ben bu sorulara çok anlam veremeyerek, gece 2-3 kez tuvalete kalkmak dışında gayet iyi mışıl mışıl uyuyoruz diyordum. Ta ki; dün geceye kadar... Tolga ile bu blog düzenleme işlerimize dalınca yatış saatimiz biraz gecikti, üzerine de babamız Ece ile biraz muhabbet edince bizim minik canlanıverdi. Sonuç ne mi oldu, Tolga mışıl mışıl uykuda, Ece içimde dört yana tekmeler sallamada ve ben sabah ezanını dinlemede:)


Bu böylemi devam eder yoksa Ece babayla oynamaya doyamadığı için mi böyle oldu bu gece göreceğiz, haydi bize iyi geceler!


Mektup var.


Özlem ile birlikte son bir iki senedir alışkanlık haline getirmeye çalıştığımız kartpostal atma işini bizim minik içinde yaptık. Varlığını çok öncesinden hisssettiğimiz kızımızı beklerken hem onun hemde kendimiz için güzel bir anı olsun istedik.
        

Ah bu kuzenler..

Ece mizin şimdilik iki tane kuzeni var, büyük olanı abimin oğlu Arda bu sene ilkokula başlıyor. Ece nin gelişini daha önceden biliyor olmakla beraber kız olduğunu öğrendiğinde bizimkinin ilk tepkisi "uff şimdi iki kızla birden başetmek zorundayım" oldu. Bu arada dip not ikinci kız Arda'nın teyze kızı olan diğer kuzeni... Eee amcam abi olmak kolay değil elbet bakalim bizimki büyüyünce seni nasıl da uğraştıracak...

İki numaramız gene bir erkek, boşuna kraliçe demiyoruz bizimkine her iki ailedeki şimdilik tek kız. Gökalp henüz onüç aylık. Teyzesinin bir tanesi, teyzesi ile arası geçtiğimiz ay yazlıkta birliktelikleri nedeni ile pek bir sıkı fıkı. Geçenlerde bizimkisi Ece ile tanışmış. Şimdilik onu sadece teyzesinin karnına sakladığı top zannetse de yakında oda tanışacak minik kuzeni ile...

22 Ağustos 2011

Hazirliklar hazirliklar...

Onca telaşın ve koşuşturmanın ortasında hızla akan zaman içerisinde Ece de büyümeye ve kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. 28 hafta sonunda artık duyu organları iyiden iyiye geliştiğinden benim sesimi duyabilir ve anlayabilir hale geldi. Artık her gece ritüelimiz biraz sesleniş ve sonrasında Ece'nin tekmelerini hissetmek...

İşin bu sevgi dolu kısmının yanında ilerleyen zaman ile birlikte şu aralar hazırlıklara da biraz hız vermek gerekti. Geçen ay aldiğimiz bebek karyolasi, perde vesaire ardindan bu haftanın sırasındaki kalemimiz bebek arabası idi. Açıkçası diğer bütün herşeyin aksine, taşıma konusunun ağırlıklı olarak bana patlayacağını bildiğim için en temel kriterimiz kesinlikle belliydi: Hafif ama düzgün bir şey.

Her ne kadar bu haftanın gündemi demiş olsam da, gectigimiz haftalar içerisinde en bilindik bebek mağazaları defalarca gezilip bilindik markaların hepsine göz atılmıştı. Stokke gibi uç noktalarda başlayan arayışımızda incelediğimiz her arabanın ya çok ağır ya da pratiklikten uzak oldugunu gormek bizi ümitsizliğe düşürdüğünü söyleyebilirim.

Kanımca çok da uç noktalarda olmadığını düşündüğüm beklentilerimiz şunlardı:
  • Hafif ( <10Kg)
  • Bebek annenin ya da babanın elinde iken tek el ile katlanabilmesi,
  • Çift yönlü olması
  • Güvenli olması
  • Hareket kabiliyetinin yüksek olması, çok geniş olmaması.
  • Kumaşının ya da kaplamasının kaliteli olması
  • veee Kırmızı olması, ne demişler "Kırmızı olsun üç kuruş fazla olsun" :)

Uzun lafın kısası bu hafta bu işi bitirmek ve beklentilerimize uygun bir bebek arabası alabilmek için yakın arkadaşımızın tavsiyesi ile soluğu Saraçhane'deki Haşim İşcan da aldık. Onunden belkide yuzlerce defa geçip asılı duran bisikletlerin gizemini yaşatan bu ufacık çarşının meğer bu işlerin merkezi olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım diyemem.

Adını ilk internette gordugumuz Ayhan Çocuk mağazasında ki satış elemanını esir aldığımız iki saatin sonunda Ozlem'in ben biraz daha düşünmek istiyorum söylemlerini de ikna yolu ile bertaraf edip Graco'nun Fusio modelinde karar kıldık. Genel olarak tum beklentilerimizi karşılamakla birlikte ekstra pek cok konuda begenimizi kazandığını itiraf etmeliyim...

Faydalı Fikir: Boşuna mağaza mağaza gezip yorulup uğraşmayın, bebek arabası gibi ihtiyaçlarınızda soluğu Haşim İşcan da alın... Nakitte pazarlık yapmayı unutmayın, ciddi anlamda kazançlı çıkacaksınız.

21 Ağustos 2011

27. HAFTA

Nasıl oldu da zaman bu kadar hızlı geçti bende bilmiyorum... Bu haftaya aslında kötü başladım, çünkü yaz günü hasta oldum ve elimde mendillerle dolanıyorum. Malum hamilelikten dolayı ilaçta alamadığım için zencefilli bal ve limonlu ıhlamur en büyük dayanağım şimdilik. İnşallah bu hafta iyileşirim artık ve kuvvetli öksürüklerim yüzünden Ecemi daha fazla hoplatmam yerinde:)


Pazartesi heyecanlı bir gündü çünkü bir ay sonra yeniden Ece'yi ultrasonda görecektik. Evet kontrolümüz vardı, yuppi!! Sabah 9 gibi hastanedeydik ve bu hafta 50gr.lik şeker yükleme yapılacağı için önce laboratuvara gidip o garip şekerli sıvıyı içtim ve sonra Dr.Cengiz Bey'in yanına koştuk. Kontrolümüz başlamadan video çekileceğini hatırlattık ve kontrol başladı:) Her seferinde çok heyecanlı oluyoruz ve izlemeye doyamıyoruz ama kontrol bitipte tekrar bir ay daha beklemek inanın çok zor geliyor. Acayip bir duygu, bu sefer kızımızın bir jimnastikçi olabileceğini gördük, nasıl mı? Bir eli ağzında parmağını emerken öbür eliyle ayağını tutmuş kafasına kadar çekiştirmekle meşguldü:) çok tatlısın miniğim çok!

Hayda! şeker yükleme sonuçlarım yüksek çıktı, şimdi 100gr.lik olanı aç karnına içip 3 saat boyunca her saat başı kan vereceğim. Ama troid kontrolü için gittiğim doktorumun tavsiyesine uyarak bunu biraz daha iyileşince yapacağım. Umarım hamilelik şekeri çıkmaz, doktorun bahsettiği her gün yemekten önce ve sonra kan şekeri ölçümleri ve gerekirse kendi kendine insülin yapma pek kulağa hoş gelmiyor. Hadi hayırlısı bakalım sonu ne olacak?!?!

Bu haftanın devamı bol istirahatle geçti ve bol bol Gilmore Girls-S06 seyrettim ve birazda çalıştım tabi işlerimi de aksatmamaya çalışıyorum. Bir akşam teyzem geldiği için Bostancı'da kızlarla toplaştık ve başka bir akşamda arkadaşlarımıza yemeğe gittik, keyifli bol sohbetli geçti. Şaşırtıcı ama bu haftanın tek gezmeleri bunlar:)

Ama asıl önemli bir işi hallettik ve Ece'nin bebek arabasını almak için Saraçhane'nin yolunu tuttuk. Daha önce 2 kez Joker ve Ebebek mağazalarını talan ederek ve kafamız karışmış olarak eve dönmüştük. Ya cok ağırlar yada istediğimiz bir özellik varsa diğeri olmuyordu genelde. İstediğimiz özellikler belli aslında;

  • Mümkün olduğunca hafif olsun,

  • Kolay katlanabilsin,

  • Katlandığında az yer kaplasın,

  • İki yönlü kullanılabilsin,

  • Tam yatar pozisyona gelebilsin...
Ve en son orada karar verdiğimiz araba GRACO Fusio oldu ve kırmızı travel setini yani bebek arabası ve anakucağını alıp çıktık. böyle yazmamdan o kadar kolay olduğunu zannetmeyin aşağı yukarı 2-3 saat harcamışız orada da:) Bana kalsa bu kararsızlıkla almadan da çıkardık ama canım eşim durumu gayet iyi analiz edip beni de ikna etti:)) Evet daha önce bu markanın adını bile duymamıştık, ama eve gelip söyle bir araştırınca hep olumlu şeyler okuduk ve iyi bir seçim yaptığımıza karar verdik. Graco Amerikan markasıymış ve üretimi Lüksemburg'ta yapılıyormuş ve yukarıdaki tüm saydığım özelliklere sahip ve ağırlık olarak 7.5 kilo civarında, daha ne olsun değil mi... Alışveriş listesine bir tik daha attım böylece:)





Bu hafta Ece daha çok hareketlenmeye başladı ve daha kuvvetli tekmeler sallıyor:) Hele ki babasının sesini duymasın yerinde duramıyor, sonra ne mi oluyor babası dışarıdan Ece içeriden atışıyorlar, olan arada bana oluyor:)