31 Aralık 2011

Eceye paket geldi


Bugun oglen kapimiz caldi kimseyi beklemiyordum halbuki... Kapiyi actigimda karsimdaki gorevli bir paket uzatti, herhangi bir gonderi de beklemiyordum halbuki... Sonra sordu;
-Ece Akay'misiniz?
-Hayir, o benim kizim...

Bu cumleyi telaffuz edince icim bir hos oldu. Benim kizim buyumuste onun adina eve paket gelirmis.

Paketi alinca birde ne goreyim, daha da hos bir durum olarak paketin kizimdan ayca buyuk olan Liam'dan geldigini gordum! Hem Liam'a hem de paketin bize ulasmasini saglayan dedesi ve anaannesine bu guzel hediye ve jestleri icin cok tesekkur ediyoruz:)

Bu arada; Liam, Almanya'da yasiyor. Boyle giderse bunlar ileride mektup arkadasida olurlar diye dusunmeden edemedim:)

Ece artik evin sahsina munhasir bireylerinden biri, hergun varligini farkli bir guzellikle hissediyoruz, yasiyoruz...

15 Aralık 2011

Eyvah Kolik!


Kırk uçurma maceralarımız sorunsuz ve bol uykulu geçince bende umutlanmıştım. Hani derler ya bebeğin huyu suyu kırkından sonra belli olur diye... Hıh işte bende sandım ki; Ece hep böyle olacak bundan sonra:) Ama miniklerin en belalı düşmanı Kolik sancısı benim bıdığımıda yakaladı malesef...

Şimdiye kadar ilk hafta çektiği gaz sancılarından sonra kızım artık gazları kendi kendine çıkarır olmuştu ve çıkaramadıklarına da biz onu değişik pozisyonlarda yatırarak ve masaj yaparak çıkarmasına yardımcı oluyorduk.. Hatta, 1 ay kontrolünde doktorumuz gazı var mı dediğinde var ama çıkarabiliyor demiştik.

Ama gel gör ki, kırkından daha 2 gün geçmeden bu kolik Ece'yi bir yakaladı, bütün gün ağladı ve kıvrandı yavrum:( Bu sefer ne yaptıysak işe yaramıyordu, masajlar, karnına sıcak bez koymalar, sıcak su ile yıkamalar, kucağa al, yere yatır, yüzüstü yatır hepsi nafileydi. Böyle elin kolun bağlı onun kıvranmasını seyretmek çok acı ama insan dayanamıyor:(

Tam artık gaz ilacı vermek lazım, neden doktora gazı yok dedim ki diye hayıflanırken komşum Şule yetişti derdime ve Ece'den 9 ay büyük kızı Elif için kullandığı ilacı bize verdi. Miniğim ancak bir süre sonra rahatlayabildi.

Yukarıda ki harika pozu da kolik sancıları arasında anaanesi yüzüstü kucağına yatırdığında biraz rahatladığı bir ara çekiverdik. siz böyle rahat göründüğüne bakmayın 2 dakika önce kıvranıyordu bıdık...

13 Aralık 2011

Uçtu Uçtu 40 Uçtu


Nasıl oldu da 40 gün böyle çabuk geçiverdi? Daha dün hastaneden çıkmış gibiyiz. Bu kırk gün boyunca evden 2 kere hastaneye ve 2 kerede markete gitmek için çıktım. Tabi ki bu benim gibi gezente biri için olacak iş değildi ama bu 40 gün Ece ile birlikte harika geçti. Tabi ki pek çok sıkıntılı anımızda oldu ama güzel anlar kat be kat fazlaydı:)

40.gün yaklaşırken tabi ki kırk uçurma planlarımız başladı. Ayrıca kırk basmasın diye daha öncesinde de çıkıldığını duymuştum. Ve 39. günde kısa mesafeye Hilmiye yengemize gittik; hem de bir deneme yapmış olduk. Arabayı ben kullandığım için Ece arkada anaanemizle birlikteydi. Giderken uyumuştu ama dönüşte arabaya binene kadar kıyameti kopardık. Allah'tan annem hemen aç şu cızırtıyı deyince iphone uygulaması olan White Noise'u açtım ve bizim kız sakinleşti eve kadar sakin bir şekilde gittik:)

Şu cızırtı yani White Noise'da ne derseniz; bizde beyaz gürültü diye geçen ve bebeğe anne karnında duyduğu sesleri hatırlatarak sakinlestiren bir ses. Bizde oldukça işe yarıyor. Ece bu sesi oldukça seviyor ve pek çok gece bu ses ile birlikte uyuyor. Dinlemek için tıklayın...

Kısa mesafe ziyaretimiz iyi geçince, asıl kırk uçurma ziyaretimizi bizi davet eden Meriç ve Cennet Teyzelerine yaptık. Ne büyük şanstır ki, ilk banyosunda burada olan Sefa teyzemizde kırk uçurma ziyaretinde buradaydı:)

40.günün sabahı, hem Ece hem ben 40 suyu ile yıkandık ve öğleden sonra bütün hazırlıklar tamamlandı. Ece çok güzel bir şekilde doyuruldu, altı temizlendi ve yine anaanne ile yola çıkıldı. Bu sefer yolumuz uzundu Halkalı'dan Ümraniye'ye gidecektik ve kızım ilk kıtalararası yolculuğunu böylece yapmış oldu. Avrupa'dan Asya'ya geçti:))

Ece hem giderken hemde dönerken mışıl mışıl uyudu ve onunda gezente olma potansiyeli olduğunu bize göstemiş oldu. Hamile ikende en sık ziyaret ettiğimiz evlerden biri olan Meriç teyzemizin evinde de çok keyifliydi ve bol bol uyudu. Sağolsun kızımın teyzeleri bizede çok iyi baktılar, yedik içtik muhabbet ettik ve 3 gibi gittiğimiz kırk uçurma ziyaretimizden Ece uyansın emsin derken ancak 12'de dönebildik. Ama hiç kimsenin bu durumdan şikayeti yoktu:)

40 uçurmaya gittiğimizde neler mi verildi? İşte yukarıda ki resimde hasılatımızı gösteriyor:)
Verilenlerde neleri simgeliyor derseniz;

Un: uzun ömrü simgeler
Şeker: tatlı dili simgeler
Yumurta: tokluğu, bütünlüğü ve güzelliği simgeler
Pirinç: bereketi simgeler

9 Aralık 2011

36.gun


Ece bir ayin doldurduktan sonra ilk farkedilir degisiklik etrafi izlemeye baslamasi oldu. Artik uyumak ve emmek disinda aglamadan vakit gecirmeye basladi. Su an 15-25cm mesafedeki nesneleri net bir sekilde gorebiliyormus; ona dogru yaklasip seslendigimizde ve onunla tatli tatli konustugumuzda, boncuk boncuk gozleriyle pur dikkat bize bakiyor. Arada tebessum eder gibi yapiyor ama henuz cok bilincli degil. Tabi uyurkenki gulucuklerini ayri tutuyorum, onlar baslayali cok oluyor ve izlemek ayri bir keyif:)

Yarin Ece'nin babaannesi ve dedesi gelecek, heyecanla bekliyoruz. Bakalim Ece'mizi buyumus bulacaklar mi?